#871 Snowpiercer - 2013



Yönetmen : Joon-ho Bong
Chris Evans, Kang-ho Song, Tilda Swinton, Ed Harris
 Aksiyon, Bilimkurgu


Joon-ho Bong’un derinliği olan, sert vurgular yapan, yönetmenlik tarzından izler taşıyan, hakkı pek verilmeyen post-apokaliptik türündeki şahane filmi.

2014 yılında insanlar doğaya müdahale ederler. Küresel ısınmayı engellemek isterler ancak bu müdahale dünyanın buz çağına dönmesine neden olur ve bütün hayatı dondurur. Hayatta sadece bir trende sınıflara ayrılmış olarak yaşayan insanlar kalır. Wilford Treni olarak adlandırılan bu tren hiç durmadan dünyayı dönmekte ve içinde yaşayanlara hayat vermektedir. Ancak trenin son vagonunda yaşayan insanlar için durum hiç iç açıcı değildir. Şiddet görmektedirler, cezalandırılmaktadırlar, çocukları nedensiz yerden ellerinden alınmaktadır ve sadece protein çubukları ile beslenmektedirler. Bir çok kez bu durumu tersine çevirmek için ayaklanma çıkarırlar ancak her seferinde başarısız olurlar.


“Ayakkabılar başa takılır mı? Hayır, takılmaz! Şapka başa, ayakkabı ayağa takılır. İşte sizler ayakkabısınız ve bizler ise şapkalarız. Sizler hep ayaklarda kalacakken bizler hep başa takılacağız."

"Eğer insanları kendi başlarına bırakırsak kaos çıkar birbirlerini yok ederler. Ben onları kendilerinden koruyorum ”
Ancak trenin son vagonunda yaşayan yolcular yeni devrim hayalleri yapmaktan geri kalmayacaktır. Gilliam’ın bilgeliğinde ve Curtis’in önderliğinde yeni bir devrim hazırlığı çoktan başlamıştır bile. Amaç trenin vagonlarını ele geçirmek değildir artık. Lokomotifi ele geçirmek ve Wilford’un düzenini alaşağı etmektir. Bu planda en önemli insanlardan birisi de Namgong olacaktır.

"Geçmişteki devrimler, lokomotifi ele geçiremediğimiz için başarısız oldu. Bu sefer lokomotifi ele geçireceğiz”

Le Transperceneige adlı Fransız çizgi romanından uyarlanan filmde önemli oyuncular rol alıyor; Chris Evans, Kang-ho Song, Tilda Swinton, Ed Harris. Özellikle Tilda Swinton ve Kang-ho Song harika performanslar sergiliyor. 



Joon-ho Bong’un yönetmenlik tarzından izler taşıyan film, hem işlenişi hem derinliği hem de müthiş finali ile çok özel bir film. Siyasi, ekonomik, sosyolojik ve hatta felsefik derinlikler taşıyan bu yönde hem apaçık hem de derin mesajlar veren film, karikatürize karakterlerle beslenmekten geri kalmadan müthiş bir sistem eleştirisi yapıyor.

Film giriş, gelişme, sonuç düzleminde eş zamanlı bir şekilde ilerliyor. Ayaklanmanın hazırlığı, sebepleri, yöntemi konusunda izleyici de ikna edildikten sonra aksiyon kısmı başlıyor. Sopalar, bıçaklar, baltalar, mızraklar konuşmaya başlıyor ve kan akıyor. Ancak bu kanlı bölüm şablon olarak Kore Sinemasından izler taşıyor olsa da içerik olarak hayli zayıf kalıyor. Filmin belki de tek eksi yönü; bu sahnelerde aksiyonun tam anlamıyla gerçekleşmemesi, seyircinin beklediği mükemmelliğe erişememesi.



Finalinde ise hem devrimciler hem de izleyiciler ufak bir şok yaşıyorlar. Konformizm, denge ve sistemin devamlılığı gereksinimi ağırlığını koymaya başlıyor. Artık baltalar, bıçaklar ya da otomatik silahlar değil aklın ve vicdanın savaşı başlıyor. Başka bir yol var mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder