#331 Das Boot (U-96) - 1981


Yönetmen : Wolfgang Petersen

Jurgen Prochnow, Klaus Wenneman, Herbert Grönmeyer, Erwin Leder

“2. Dünya Savaşı süresince Alman U-Bot’larında görev yapan 40.000 denizciden 30.000’i asla geri dönmedi” bilgisiyle başlayan ve Wolfgang Petersen’in yönettiği “Das Boot” kışkırtıcı ve nefes kesici bir maceranın filmi. İkinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde bir denizaltının hikayesini anlatıyor. U-96’nın. U-96 denize daldığında siz de bütün zihninizle, benliğinizle dalıyorsunuz denizin altına. U-96 nasıl soyutlanıyorsa o an dünyadan siz de öyle soyutlanıyorsunuz.
İngiliz gemilerini batırmakla görevli olan U-96 ve mürettebatı içinden çıkılmaz bir maceraya doğru yol alırken siz de gemiden bir mürettebat oluyorsunuz birden.

İngiliz destroyerlerin sesini kulağınızda hissetmeye başladığınız andan itibaren atılan bombalar sizi de sarsıyor. Bir cendere içinde korku, umut, bilinmezlik üçgenine savruluyorsunuz birlikte. Klostrofobik saatler içinde sizde macerayı soluk soluğa yaşıyorsunuz.



Karizmatik kaptan Heinrich Lehmann Willenbrock , Şef ve Jonah oyunculuklarıyla hakiki bir performans çizerken, filmin görüntü yönetmeni Jost Vacano da takdire şayan bir iş çıkarıyor. Tabii ki tüm ekibi büyük bir ustalıkla yöneten Wolfgang Petersen başarının en büyük pay sahibi. Denizde geçen onca zaman içerisinde U-96 yüzeye çıktığında siz de nefes alıyor ve dalgaların sertliğini kulağınızda, suyun tazeliğini yüreğinizde hissediyorsunuz adeta.

Film bu yönüyle oldukça başarılı. Oyunculuklar, kamera ve hikaye sizi 3 saat boyunca dipdiri bırakıyor. Dar ortamın bütün kasveti içinize sinse de “bilinmezlik” ve duygusallık” filme tamamen kapılmanıza neden oluyor. Sahne kompozisyonu ve derinlik filmin en başarılı yönleri.
 

Filmin söyledikleri de başlı başına bir isyan aslında. Duygusuz ve zalim politikacıların savaşının acısını eşinden ayrılmış kocalar, sevgilisine hasret nişanlılar, hayatının baharındaki genç delikanlılar çekiyor. Sebebini bilmeden… Ölüyorlar ve öldürüyorlar. İşin kötüsü ölüm korkusu her an yanıbaşlarında. Küçük şeylerden mutlu olmanın hafifliğini hissettiriyor film. Savaşı yaratanlar vahşidir, savaşanlar değil mesajını çok net anlıyorsunuz.

Şef ile beraber kış fotoğraflarına bakarken sizin de gözleriniz buğulanıyor. Şefin deniz dibindeki durum raporunu nefesiniz keserek bekliyorsunuz.


6 dalda Oscar’a aday gösterilen ama tarafsız(!) Akademi’den tek bir heykelcik bile kapamayan “Das Boot” tüm zamanların en iyi denizaltı filmi.
 

Filmin paradoksları öne çıkaran iki çok önemli repliğiyle bitiriyorum yazıyı.

Bir yığın torpidomuz var, her biri 25.000 mark. Unuttukları tek şey 50 feniklik bir kablo
Hep bu günü hayal etmemizi istemişlerdi. Korkusuz, mağrur ve tek başımıza olacağımız anları. Bunun erkekliğimizin sınanması olacağını, vatan için her şeyi feda ederken kimseye ihtiyacımız olmayacağını söylemişlerdi. Ben yalnız olmak istemiyorum. Tek hissettiğim korku.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder